Ben Çocuk Olmadan Büyüdüm

/ 19 Mayıs 2022 / 256 views / yorumsuz
Ben Çocuk Olmadan Büyüdüm

Bana çocuk gibisin diyorlar. Ben hiç çocuk olmadım ki! İlkokuldan sonra okumadım. Daha doğrusu okutmadılar. Elbette bana sormadılar. Öylesine bir işe verdiler. Düşcağızlarımı şimdi yerini unuttuğum bir rafa kaldırdım. Tutkularımı yaması yırtık bavullara tıkıştırdım. Gündüzler yetmedi, gecelere kadar çalıştım. Gece bana ağladı. Yarım yamalak yaşamlı ben ağlamadım. Kızgın bir çağlayan gibi içime aktı acılarım. Dışarıdan sesi duyulmadı. Kulağımda yalnız bana çınladı sürekli.

Çocuk yaşımda işe yürüyerek gidip gelirdim. Yokuşlar çıkardım. Hayatım bitmek bilmeyen bir yokuştan ibaretmiş, nereden bilebilirdim? Hâlbuki hayatımın yollarını ben çizerim diye düşlemiştim.

Çocuk oyunlarını fazla oynayamadım. Arabaların arkasından koşturduğumu hatırlarım. Dumanlarını sis sanıp içime çekerdim. Böylece sisler prensesine dönüştüğümü sanırdım. Çocukluk işte. Sek sek oynardım ara sıra. Sonrası bulanık. Çocukluğumdan kalma sadece bir fotoğrafım var. Ne hoş değil mi?

Ne zaman düşlere dalsam umutlarım çocukluğumun aydınlığında yeşerirdi. Ruhumda su yeşilimsi kıpırtılar başlardı. Sevgiden miydi yoksa geçici bir düş sisi miydi? Her ne ise şimdi çöl. En derin kuytularda saklandığı yerden çıkarken yalnızlığım. O çıktıkça gerçekliğim öyle yoğun bir sisle sarılır ki o an kimseyi net göremediğimi kimseye belli etmem. Alışkanlıklardan hatırladığım şekilde yürür geçerim. Tebessümüm hiçbir kalbe ulaşamaz. Hiçbir kalp de gerçek bana dokunamaz.

Denemediğimi sanmayın. Birçok kez acı boşluklarından oluşan hayatımı değiştirmeye çalıştım. Her denememde etrafımdaki hüzün sarmaşığı dallanıp budaklandı. Tepeden tırnağa beni daha çok sararak hâlâ umut edebilme yetisine sahip hislerden oluşan etlerimi acıttı. Yaşadıklarımı kimse bilmedi. Yapayalnızlığım yazdı her şeyi. Okunmayacağını bile bile. Gerçeği gülüşlerimde sahne sahne açılan güllerin yapraklarında sakladım. Biri koklasaydı belki anlardı fakat kimse gerçekten bakmıyor derine.

Köpek bakmaya başladım. O beni sevip bana sevgisini gösterdikçe az da olsa bu sefil dünyaya tutunabildim. İnsanların asla veremediğini ve belki de hiç veremeyeceğini bir köpek verebilmişti. Sevgiyi. Sadece bir damla sevgiyi. Bu kadar zor muydu? Zormuş. İnsanların gerçekten ve çıkarsız sevebilmesi mümkün değil. Artık anladım. Neyse.

Köpeğim yalnızlığımı da ellerimdeki acı tortuları gibi silip süpürmüştü. Kısa bir süre sonra mutlu olduğum bu eşsiz günler sona erdi. Ne yazık ki köpeğim Çak ölmüştü. Hayat parazitlerle doludur. Her savunmasız varlık gibi o da kötü bir varlığa yakalandı ve kurtulamadı. Kim bilir belki kof hayat, mutlu olmama dayanamamıştır. Mutluluk kem gücü aniden uyandıran bir etkiye sahiptir. Çünkü kem olan mutluluğun varlığından huzursuz olur ve onu leş kokulu bir nefeste yutmak ister ki genellikle bu konuda başarılıdır. Mutluluk cesetken kabullenilir zaten.

Düş kırıklıklarım için en iyi çarenin kitap okumak ve yazmak olduğunu geç de olsa anladım. Bu aralar yazıyorum. Değiştiremeyeceğim geçmişimi. Ah zavallı geçmişciğim bir işe yarıyor sonunda.

Her gün, kimi zaman dışarıya çıkarak kimi zaman ise içime yol alarak, deniz kıyısında yürüyorum. Suyun kıyıya vurup tozu toprağı alıp götürmesini izlemek geçmişimden geçici de olsa arınmamı sağlıyor. Suyun sesi dinlendiriyor yüreğimi. Zaten eskiden su sesi ile iyileşirmiş insanlar. Sanırım ben de onlardan biriyim ve bilirim ki ben tek değilim. Benim gibi hisseden, hayatta bu kadar çok eksik kalmaktan midesi bulanan, birçok insan olduğuna eminim. Her biri kalabalıklar içinde kendi yalnızlığında kenara çekilmiş ama bir yandan da gülümsüyor. Tam olarak manik depresif değil. Yani henüz tanı konulmamış.

80’lerden kalma bir kaset gibiyim. Halen var olsam da beni çalabilecek bir kalp aygıtına sahip değil artık gezindiğim kalpler. Ne kadar çok yanlış kalp var. Bu yüzden öylece bir köşede unutulmuşum. Sadece nostalji yapmak isteyenlerce hatırlanacak bir hâldeyim. Olsun. Mecburen olsun diyorum.

Keşke demek istemiyorum. Aksi hâlde daha çok yoruluyorum. Olan oldu. Yapılan yapıldı. Giden gitti. Bundan sonrası için kendime odaklanmalıyım. Kendimi gerçekleştirmek geç değil. Geç olmamalı. Arada yükselen bu umut dolu enerjimin kalıcı olması dileğiyle suskunluğuma geri gömülüyorum.

Saçımdaki bir tel beyaza bakıp sen yaşlanmışsın demeler, yüzümdeki bir ince çizgiye bakıp hâlin harap diye alaya almalar, eskisi gibi yürüyüp koşturamadığım için bitmişsin diye ah vah etmelerden ziyade içimdeki masumiyet adlı küçük kızı kaybetmediğim için bana çocuk gibisin demeler yaralıyor. Çünkü ben çocuk olmadan büyüdüm.

Uğur Ünen

Benzer Konular
Ses / Yakup Yaşar