Ben “Anne!” Diyorum

/ 16 Ocak 2022 / 151 views / yorumsuz
Ben “Anne!” Diyorum

Bedenine iyi gelecek; onu bitkin halinden kurtaracak kişinin yanında aldı soluğu. Sisli havanın silik griliğine küçük dokunuşlar yapan nefesinin buğusunda vücut buluyordu sanki içindeki hüzün. Gözlerini yumdu. Derin derin iç çektikten bir süre sonra şu sözcükler döküldü dudaklarından:
_ Ben “Anne!” diyorum; mermerde üşüyor nefesim. Bekleşen gözyaşlarımın buğusu yayılıyor havaya bir ayaz çöküyor üstüme.
“Anne!” diyorum; sessizliğin kara kutusuna hapsoluyor “anne” deyişim. Her “anne” diye seslenişim.
Ben “Anne!” diyorum; hüzün evlat ediniyor beni. Onun iç burkan sıcaklığına sarılıyor; öyle uyuyorum. İliklerime işliyor sensizlik. Üşüyorum.

Hasta, yatağında alevler içinde terlerken üşür ya hani… Öyle işte anne… Her “anne” deyişi yalnızlığı anımsatır mı insana? Her “anne” deyişimde sana, kimsesizliğin soğuk kaldırımlarında kemiklerim üşüyor benim.
Titreyen bedenim, yalnızlığım ve ben… Üç kişilik bir yalnızlık… Sensizliğin doğurduğu üç kişiyiz sanki biz… “Anne” diye seslenişimin ardında birlikte dertleşiyor; senin olmayışına ağıtlar yakıyoruz. İçten içe… Bir yalnızlığım inletiyor yüreğimin çıkmaz sokaklarını… Bir ben… Titreyen bedenimle duvarlara çarpıp yere düşüyor sesine hasret bekleyişlerim.

“Canım oğlum!” dediğin anların yer aldığı sokakları arıyorum anne… Ve çıkmaz sokağında yalnızlığın, takılıp kalıyorum.
Düşüyorum… Üşüyorum anne… Sen dışında hiç kimsenin; senin sesin dışında hiçbir şeyin ısıtamayacağı soğuklukta bir üşüme bu. Kalacak biliyorum. İçimde kalacak. Devasız bir hastalığın pençesinde çırpınıp durmayla geçecek ömrüm.
Ben “Anne!” diyeceğim; mermerde buz tutacak nefesim. Nefes alıp verişimin buharında annenin sıcaklığıyla teselli bulmaya çalışacak, sensizliğin soğuk yanıyla böyle mücadele edeceğim.

“Anne!” diyeceğim her zaman; seslenişimin cevapsız kalacağını kanıksayarak. Kavuşmayı arzuladığım günün gelmesini sayarak geçecek vaktimin geri kalanı.
Kalanlarıyla dertleşeceğim zamanın, senle gelip geçen günlere hasret çekeceğim. Başımı dizine yaslar gibi yapacağım her zaman. Sen saçımı okşuyor, bana sureler okuyup saçıma üflüyormuşsun gibi. O günler gibi… Tıpkı o günlerdeki gibi anne…
Dizinden başımı kaldırdığımda dünyaya meydan okuyacakmış gibi hissettiğim günler gibi. “Mış gibi” yapmanın kandırıcılığında teselli bulacak; her başımı yaslayışımda gözlerimi yumacağım.
Zamanı geri saracağım. Ne zaman geçse senin gözünde hiç büyümediğim yaşta olacağım her zaman… Ve hep o yaşta kalacağım…
Ben sana “Anne!” diyeceğim… Ve… Sen… Sen susacaksın… Biliyorum… Sesinin gelmeyişinin bana bizzat senin “Efendim kuzum!” “Canım evladım!” “Buyur bebeğim!” demeyişinin hiçbir “mış gibi’’de telafisi olmayacak… Biliyorum…

Telafisiz sızını yastık yapıp başımı yaslayacağım. Kafam zonklaya zonklaya uyumaya çalışacağım. Kimi zaman uyuyamayacağım. Uyusam da, uykumun seni çağıran rüyası yarım uyanacağım.
Gerçeğin soğuk suyunu yüzüme çarpacak; o esnada kimse görmesin diye akan gözyaşlarımın karıştığı suyun kalanını bir havluyla durulayacağım.
Ve hiç ağlamamış gibi başlayacağım güne. Sen beni ağlarken görmemişsin gibi. Ağlamama dayanamayışın gelecek aklıma ve ben her güne böyle merhaba diyeceğim.
Acımı içime gömerek… Sızıyla sarmalı kalbimin sesini dinlemeyerek… Duyduğuna inandığım tonda “Anne!” diyeceğim sesini duymasam da. Beni duyduğundan emin olduğum duyguda kalacağım sürekli.

Ben “Anne!” diyeceğim… Sesin gelmeyecek bana; ama ben hep “Anne!” diyeceğim… Anne…
Başını mermerden kaldırdı. Annesinin yanı başına diz çöktü. Üzerine serpili topraktan bir avuç alıp burnuna yasladı. Gözlerini yumup içten kokladı bir süre. Avuç içindeki oyuklardan süzülüp aktı tüm taneleri toprağın. Avucu açık biçimde iki elini yaklaştırdı birbirine. Önceden annesinin yaptığı gibi sureler okuyup üzerine üfledi.
Dermanı kesilmiş dizlerinden doğrulup ayağa kalkmayı denedi. Yapamadı. Bir eliyle mermerden destek aldı, öyle kalktı ayağa. “Anne” deyip öyle gitmek geldi içinden… Dedi… Demesiyle dizlerinin boşalıp yere yığılması bir oldu. Başı mermere yaslı; ağladı bir süre. Herhangi bir suya karışıp kaybolmadı gözyaşları. Sonra da uyudu…

Yakup Yaşar

Yakup Yaşar
Yakup Yaşar

Dr. Öğretim Üyesi
İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü |
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / KARAMAN

Benzer Konular
Sabah Kahvesi
Aralık