Aynadaki Ben

/ 29 Kasım 2021 / 28 views / yorumsuz
Aynadaki Ben

Sabah saatin 6’sında alarmın sesiyle irkildi. Kolunu saati aramak için uzattı ve yine her zamanki düşme sesiyle gözlerini devirme kompleksi aynı anda gerçekleşti. Aslında saatin sesi, düşmesi, onu araması çoktan onun uykusunu açmaya yetmişti. Neyse dedi lavaboya gitti. Kafasını kaldırıp aynaya baktı. Yine ruhsuz sıfatıyla karşı karşıya kaldı. “Ne olacak bu hâlim” diye söylenmeye başlasa da yüzüne çarptığı soğuk su onun bu hâlini ayıltmaya çoktan yetmişti. Tekrar kafasını kaldırdı ve bir anda geriye doğru irkildi. Aynada iki kişi duruyordu. O ve ondan olan…

Gözünü kapatıp açtı, aynı hareketi o da yaptı ama yine aynada iki kişi durmaya devam etti. Ona “Görüyorsun bak, hiç hâlim yok. O yüzden uğraşma benimle.” dese de, ondan olan kişi, sırıtmasıyla çoktan uğraşacak gibi duruyordu. Aldırış etmeden odasına yol aldı. Masasına oturup zamanlayıcıyı ayarladı. Başladı test çözmeye. Testi çözerken sürekli aklı diğer kişiye kayıyordu. Nerede acaba diye etrafına göz attı, bir şey göremedi. Tekrar testine odaklanmaya başladı. Okuyordu, okuyordu, sürekli okuyordu; zamanda ilerliyordu ama birinci soruyu hâlâ geçemiyordu. Lanet olsun diyerek testi kapattı, kalemi fırlattı. Aklından bir türlü çıkmayan kendisi ile boğuşuyordu. Belki bir şeyler yersem biraz toparlanırım diye düşündü. Mutfağa ilerlerken birden yere düşüp halıya kapaklandı. Ondan olan kendisinin, acıyla kıvranma sesini duyar gibi oldu. Sinirlendi bu sefer ve yüksek sesle: “Çık artık evimdeeen yeteeer!” diye inletti ortalığı. Sinirle mutfağa girdi. Ekmek arası bir şeyler hazırlayıp yedi. Biraz olsa da sakinleşmişti. Kalktı yine, odasına doğru yol aldı. Bu sefer koridorda yavaş yavaş ilerledi. Sürekli etrafı kolaçan etmekten, arkasına bakmaktan sıkılmıştı. Ama çaresini de bir türlü bulamamıştı. Yine masasına oturdu. Zamanlayıcıyı kurdu, açtı test kitabını. “Bu sefer güzelce testimi bitirecem ve zihnim sakin bir şekilde bu masadan kalkacak” diye kendi kendini avuttu. Çözüyordu… Çözüyordu…

Artık olmuş gibiydi ama yine içini kemiren bir şeylerin de olduğunu hissediyordu. Mesela diğer kendisi neredeydi ve neden testini bu kadar kolay bitirmişti. Hatta akıl alamadığı bir şekilde nasıl böyle durumlara düşebilmişti. Bir yıl önceki kendisini hatırlamaya çalıştı. Hatta daha da uzun eskiyi. Eski kendisini… Eski benliğini… Ne kadar da huzur dolu, kendi hâlinde, telaşsız, düşüncesiz kişiliğini. O günlerini değiştiren günü de, kendisini çift görmeye başladığı günü de çok iyi hatırlıyordu. Kulağındaki yankılanmalar mutlu olamama nedenlerini tek tek dile getiriyordu. Yelkenlerini o gün rüzgârla doldurmuştu şimdi ise yönünü asla bulamıyordu. Belki de anlamalıydı; demiri pasın, insanı da bir şeylerin kemireceğini. Ne de olsa az tamah, çok ziyan getirmez miydi? Kendi ziyanlığındaki yıkılışını yine aynasındaki kendiyle baş başa bırakmak zorunda kaldı. Yıkılış mı; çaresizlik mi bilinmezdi ama, bitmişliğin verdiği yorgunluğu da asla kelimelere dökemiyordu. Elini yumruk yaptı… Aynaya çarptı… Bir sarsıntıyla kendine getiren düşünceleri yine bir sarsıntıyla uçup gitmişti.
Aynadaki değil de, ayna gülümsüyordu bu sefer. Hem de az önceki kırılmamış edasıyla.

Ümmühan Deniz

Benzer Konular
Son Yağmur
Terkedilen Hayat