Serzeniş

Serzeniş

Soluklanmak biraz. Beynimin içindeki uğultuların dinmesi beklemek ve bir anlığına, bir zamana kadar kapatmak kendini dış dünyaya. Biraz da olsa, yorgunluğumdan arınmak isteyişim çok mu? Ama bu zaman aktıkça; ya da bu görüşün aksine, akıp gidenin zaman değilde, sadece maddenin bir seyir halinde oluşunun bilinciyle ve bu durup dinlenme arasında, herşeyinhala birşeyleri yormak için devam ediyor olduğunu biliyor oluşum, beni huzursuz etmeye devam eder bir hale, bir döngüye terkediyor.

Ne yapmalı? Zamanı durdurmanın imkansızlığına mı yakınmalı? Herkesi, yeryüzünde yaşayan, hareket eden, nefes alıp veren, ruhu olan, ruhu olmayıp da sadece canlı olan, her ne var ise, hepsine topyekün karşıkonulmaz bir çağrı mı yapmalı? Yorgunluğum geçene kadar, herkesi, saygı duruşuna çağırır gibi; sessizliğe, hareketsizliğe davet mi etmeli? Bu da yetersiz kalıyor düşündükçe. Kainatta bir düzen içinde hareket edilenlere ne yapmalı? Hayallerle mi, bu arzumu bir sonuca bağlamalı? ‘’Kendini hayaller kurarak kandırıp, sonra da iltifatlar düzmenin ne gereği var ki?’’ diyorlar. Hayallerle elime geçecek somut bir şeyin durumu oluşmayacak; ama teselli eder gibi, ruhumu okşayacak olması beni onurlandırmış olacaktır.

Enver Karahan

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir