Serpil Tuncer’in yeni kitabı: ‘Plüton’u Öldürmek’

Serpil Tuncer’in yeni kitabı: ‘Plüton’u Öldürmek’

Roman tadındaki bu novella, sizi sarıp sarmalayacak…

Şair ve yazar Serpil Tuncer’in son çıkan kitabı ‘Plüton’u Öldürmek’ raflarda yerini aldı.

Tanıtım Bülteninden

Bu kitap, imleç içinde yazılan kelimenin etrafında şekillenir ve tamamen onu anlatır. Geçmişten gelen varlığımıza, günümüzün penceresinden geriye dönerek ışık tutar. Bir bakıma biz onlarızdır onlar da bizler. Tarih kitapları ise onlardan atalarımız diye söz eder ama zamanın göreceli olduğunu düşünecek olursak eğer hem onlar hem de bizler, kendi zaman dilimimize sıkışmış olarak yaşamaya devam ederiz.

Bir de iç sesimiz vardır. Bu eserdeki başkahraman, kendi iç sesinin dile gelmesiyle bu hikâyeyi anlatarak günümüze bir sıçrama yapar. Bununla da yetinmeyip hikâyeyi gelecek zamana taşır. Bizim hikâyemiz de kendi iç sesimizden, bir başka zaman dilimine elbette aktarılıp satır aralarında yeniden vuku bulacaktır.

Bu hikâye, dilin bize sunduğu olanakları ölçüsünde zamanı kırıp hayal gücünü zorlayan esiz bir kurgudur. Bir mağara adamının başına gelenleri es geçme! Bu gerçekte senin, benim, hepimizin hikâyesidir.

Kitabın Konusu

Varlığıyla kâinatı şenlendiren insanoğullarından tarih öncesinde yaşamış Neandertallerin hayata tutunma hikâyesidir “Plüton’un Ölümü.” Tao ve İsimsiz, yetişkin iki kardeştir. Tao iri yarı bedenine inat, aklı kıt birisidir. Bir kahramanlık gösteremeyen kardeşinin adı ise konulmamıştır henüz. Düşünen, irdeleyen, düzene baş kaldıran İsimsiz, ağabeyi Tao’nun tam zıttıdır. Mağara yaşamının dışında da bir hayatın filizlendiğini fark eden İsimsiz, karşılık bulmasını arzu ettiği aşkına yakın olmak için mağaradan ayrılıp yeni bir maceraya atılır.

İsimsiz, cesareti ve içinde büyüttüğü sevgisi sayesinde hem bir isme hem de sevdiği kıza kavuşabilecek mi? Sahte ilahlara tapan, büyücülerin etkisindeki mağara adamlarının kendisine biçtikleri cezayı İsimsiz nasıl karşılayacak? İsimsiz içindeki büyücünün sözlerinin ne kadarına itibar edecek? Peki, ya Plüton?

Plüton da kim diyecek olursanız, işte bu metnin satır aralarında gizli. Ölümü ise geride bıraktıkları için büyük bir kayıp!

Kısa ama onurlu bir yaşam sürmüş, ailesi ve kabilesinin var olma savaşına yaşamını feda edebilecek kadar yüce gönüllü bu genç mağara adamının yaşam öyküsü okumaya değer.
Roman tadındaki bu novella, sizi sarıp sarmalayacak…

Serpil Tuncer Kimdir?

1972 İstanbul doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı, daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Meslek Yüksekokulu İşletme Bölümünden mezun oldu.

Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Medya ve Kültürel Araştırmalar Bölümünden “Neoliberal Bağlamda AKP İktidarının Kadın İstihdam Politikasının Medyaya Yansıması” başlıklı tezi ile yüksek lisansını tamamladı.

Öyküleri, Dil ve Edebiyat, Aşkar, Dergâh, Temrin, Mavi Yeşil, Lacivert, Yedi İklim gibi pek çok dergide yayınlandı.

Kendi çabalarıyla kurduğu Erik Ağacı Öykü Sitesi’nin editörlüğünü yapmaktadır.

Evli ve iki çocuk annesidir.

Kitaptan Alıntılar

Zen, o titrek yaşlı parmaklarıyla defneyaprağını Mutta’nın dudağına doğru uzattı. Meşalenin altında, çiçek özü kıvamında cıvık bir sıvı, yaprağın üstünde parıldayıp durmaktaydı. Mutta, yaprağın dudağına değmesine ramak kala hiç hesapta olmayan bir şey yaptı. Zen’e sert bir kafa attı. Zen, derin bir ah çekerek sırtüstü yere yuvarlandı. Zehrin, Zen’in tenine değmemesine özen göstererek yerden kalkması için yardım ettim. Bir elimde meşale olduğundan bunu yapmam hayli zor oldu. Zehir öylesine etkiliydi ki derideki en ufak bir çizikten ya da açık yaradan içeri girip anında öldürebiliyordu. Zen nihayet doğruldu. Meşaleyi ona doğru tuttum. İhtiyar Zen’in burnu kanıyor, koyu kırmızı renkteki kanı dudaklarından aşağıya akıyordu. Mutta, ellerindeki ve ayaklarındaki sarmaşık dallarını kopartıp atmayı başarmış olacak ki, yanımızdan şimşek hızıyla fırlayıp gitti. Sarmaşık dallarını nasıl çözdüğünü anlayamamıştım. Zen sinirlendi. Bana bakıp,

“Ne diye elimizden kaçmasına izin verdin!” dedi.

“Ben, bizzat senin tarafından seni korumakla görevlendirildim, onu değil.” dedim.

Plüton’u Öldürmek

Doğrusu Mutta’nın bu şekilde öldürülmesine gönlüm razı değildi. İyi ki kaçıp canını kurtardı. Şimdi akıbeti bilinmese de ben onun iyileşip yaşadığını, yeşil ormanın kuytu bir köşesinde kendine yeni bir hayat kurduğunu düşünüp bununla mutlu olanlardanım. Ne zaman Mutta’yı yâd etsek mağara adamları şöyle derler: Dolunayda kurtlar uluduğu vakit onların sesine karışan gaipten bir ses daha gelir. Bu ses Mutta’nın sesidir. Her kim acı çekiyorsa bu sesi ağıt olarak, her kim de mutlu ise bu sesi şarkı söyleyen bir mağara adamının kahkahası olarak algılar. Bu sesi bazı geceler duyduğum doğrudur ama sesi ne ağıta benzetirim ne de kahkahalarla dolu olan bir şarkıya. Bana göre bu ses, olsa olsa zoraki nedenlerden dolayı mağaradan ayrılmış olan eski bir dostun selamından başkası değildir.

Plüton’u Öldürmek

Yazarın Diğer Kitapları

Erik Ağacı (Öykü 2007)
Ekinoks Günleri (Öykü 2011)
Mor Sokak Sakinleri Büyülü (Öykü 2013)
Deniz (Öykü 2016)
Kuşları Uğurlama Sanatı (Öykü 2018)
Filler Ölüme Yalnız Gider (Öykü 2019)
Sinekler de Uyur (Öykü 2019)
AKP’nin Neoliberal Politikaları Bağlamında Kadın İstihdam Politikası (Araştırma 2016)

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir