Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizlik; bu kaos çağında yaşayan insanların trajedisidir. Çünkü ileri gitmesi mümkün değildir. Gidebileceğini düşünemez bile. Belki de değişik bahaneler sunarak kendisinin de bu konuda haklı olduğuna inanır.

Dünya’da o kadar sorun varken çözüm bulmak için hiçbir şey yapmamak bu tarz insanlara mevcut. Onların o kadar problemi vardır ki kafasını kaldırıp başkaları için ne yapabilirim diye düşünmezler. Bu bencillikse yalnızlığı doğuracaktır. Peki kendine inanmayan bir insan kendi hayatındaki sorunları nasıl çözecek?”Sen yapamazsın, senden bir şey olmaz.”gibi cümlelerle büyüyen çocuklarsa bu inanç kalıbının hakkını vererek bir ömür yaşayacaklardır. 

Tabii ki bunu fark edip değiştirenler hariç. Bu yüzden insan bedeni kadar ruhuna da önem vermelidir. Ruhsal gelişim daha derin daha zor olmasına rağmen yararı oldukça fazladır.‘Çaresiz olmak’ cümlesi farklı ‘Öğrenilmiş çaresizlik’ ise çok daha değişik anlam içermektedir. 

Öğrenilmiş çaresizlik bir akıl tutulmasıdır. Bu akıl tutulmasını aşmak ise ancak yeni bilgileri eyleme geçirerek olur. Bu akıl tutulması bir bireye enjekte edildiğinde toplumda da yayılacaktır. Toplumla bütünleştiğinde ise toplum yeniliğe ve değişime kapalı olacaktır.Bu yüzden çocuklarımıza hiç olmadığı kadar değer vermeliyiz. Yetiştirirken onların birey olduğunu ve içlerindeki cesareti kaybetmemesi için yetişkinler elinden geleni yapmalıdır. 

Aileler bir değerler bütünlüğüne dönüşmeli ve toplum bu yeni sistemle yaşamalıdır.,Bu değerlerin içinde sevgi, saygı anlayış, cesaret, bilgelik, erdem ve ahlak gibi değerler olmalıdır. Unutulmamalıdır ki prensipler kalıcı olmasına rağmen insanlarsa geçicidir. Bu durumun uygulamaya geçmesi için disiplin çok önemlidir. 

Disiplinin olduğu yerde bir ilerleme sağlanabilir. Fakat disiplin oluşturma yöntemleri tenkit edici bir şekilde olmamalıdır. Çocukları korkutan, onları öğrenilmiş çaresizliğe daha fazla iten geriletici eğitim biçimi ortadan kaldırılmalıdır.Çocuk ailesinden görmediği ilgiyi öğretmeninden gördüğünde şımarabilir. Çünkü o bir çocuktur. Bu şımarıklık cezalandırıldığında ise çocuk bir ikilem arasında kalabilir ve sevilmediğini düşünebilir. Değersizlik duygularıyla büyüyen çocuksa, yetişkin olduğunda bu duyguyu çocuğuna aktaracaktır.

Bu toplumda görevimiz ne olursa olsun kötülüğü önlemek için elimizden geleni yapmalı ve bu sorunları çözmeliyiz.

Melda Vatancı

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir