Metin Ve Angeli /9 – Uğrasana Bu Gece

Metin Ve Angeli /9 – Uğrasana Bu Gece

Sabah gazeteyi balkonda okuyayım diyorum. Ruhi yine camda, Bizimkiler dizisinin Cemil’i, bir içkisi eksik. Gerçi bunun kafa gitti diyorlar ama. Kapım çalıyor. Açıyorum Kadriye’nin oğlan. Unutmuşum dün sözleşmiştik sahi, bu sabah görüşecektik. ‘‘Sen hala hazırlanmamışsın Metin amca.’’ Bu çocuğun adı neydi yahu. ‘‘Yaşlılık evlat. Sen az gir içeri, ben hemen hazırlanırım.’’ Bakıyorum ayakkabıyı çıkaracak. ‘‘Ayağınla gir. Hemen geliyorum.’’ Gidiyorum içeri. Pantolondan kartı çıkarıyorum, ismi ezberleyip üstüme başıma adam akıllı bir şeyler geçiriyorum. Aynada yine o tipi bozuk herif gülüyor. -Sana ne el âlemin çocuğundan bak sen işine. Bu yaştan sonra başına iş alacaksın tipsiz. Cevap vermeyi istiyorum ama Kadriye’nin oğlan bekliyor. -Akşama konuşacağız senle diyorum. İçeriden Kadriye’nin oğlan sesleniyor. ‘‘Bir şey mi söyledin? Metin amca.’’ -Ulan tipsiz herif senin yüzünden. ‘‘Yok! Oğlum geldim şimdi. Banyoda kahve rengine dönmüş limonu bocalıyorum kafama. ‘‘Hazırım. Evlat hadi çıkalım.’’ Kapının önünde duran arabanın kapısını açıyor giriyoruz içeri basıyoruz boğaza. Güzel bir lokantada yer ayırtmış oğlan. ‘‘Güzelmiş.’’ ‘‘Buradan tüm boğazın gemileri, balıkçıları, martıları daha keyifli.’’ Bak sen Kadriye’nin oğlana. İçinde bir aşık yatıyormuş. ‘‘Madem bu kadar seviyorsun İstanbul’u var mı aklında bir şiiri’’ diyorum. Patlatıyor Necip Fazıl Kısakürek ’ten kısa bir alıntı. Mest oluyorum.


Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…
İstanbul,
İstanbul


‘‘Aferin be evlat. Ne de güzel okudun maşallah.’’ ‘‘Annem, bıraksaydı. Edebiyat okuyacaktım Metin amca. -Ne işin var. Edebiyatçı olup aç mı kalacaksın. Dedi. Aslında açlığa razıydım ama anne işte kıramadım.’’ -Burnun düşsün müşkülpesent Kadriye. Çocuğun hayallerini yıkmış. ‘‘Olsun oğlum. Bu meslekte çok saygı değer bir meslek. Üstelik edebiyat, her daim yapılabilir. Sen içindeki cevheri biliyorsan, kâğıt kalem masada hep. Sen yeter ki iste. Bu ülke de ne şarkıcılar var pazardan çıkma. Ne yazarlar var taşradan gelme. Ama ne yazarlar, nasıl büyük adamlar.’’ Gözleri ışıldıyor. Çocuğun içini çürütmüşler. Ah Kadriye ah. Kahvaltı masası kurulunca ikimizin de sesi kesiliyor. Boğazda kavga var tabi. Neyse kahvaltı faslı bitip kahvelere geçince açıyor delikanlı konuyu. ‘‘Metin amca. Anneme ayaküstü bahsetmişsin, bir de sen anlat bakalım.’’ Hazırlıklı gelmiş. İşinde iyi olacak bu çocuk. ‘‘Oktay! Bizim mahallede.’’ Diyerek tüm olan biteni en ince ayrıntısına kadar anlatıyorum. Kafasına yatıyor delikanlının. Dinlerken notlar da alıyor. ‘‘Tamam. Metin amca. Sen içini rahat tut, ben bir araştırayım.’’ Kalkıyoruz, mahalleye bırakıyor beni. Tam içeri gireceğim Ruhi almış başını gidiyor. Tutuyorum kolundan. Başta tanımıyor. ‘‘Ne haber? Metin.’’ ‘‘İyilik sağlık be Ruhi. Hayırdır. Sen nereye böyle don paça?’’ Bakıyor üstüne başına, başlıyor kel kafayı kaşımaya. ‘‘Gel.’’ Diyorum. Gidiyoruz eve. Balkona biraz meze koyuyorum, Ruhi farkında değil. ‘‘Ee hadi ne bekliyorsun.’’ Dönüyor. Suratıma ‘‘Baba! Ben senin yanında utanırım.’’ Benim jeton düşüyor tabi hemen. Ruhi’nin kafa Haydarpaşa garına dönmüş. Giren çıkan belli değil. Ah be Ruhi sen ne güzel bir öğretmendin. Balkondan sesleniyorum kızına hepsi bir telaş arıyorlar Ruhi’yi. ‘‘Neyse verilmiş sadakası varmış.’’ diyor. Kızı o da öğretmen olmuş. Kalıyoruz yalnızlığımla baş başa, Angeli oturuyor karşıma, bir sitem de benden geliyor. Şiirimi yakıyor, bırakıyorum küllüğe. Başlıyor yine Müzeyyen kafamın içinde.
29.09.2021


UĞRASANA BU GECE
Yüreğimin çatlaklarından şiir sızıyor yine.
Yama yapsam aşk tutmaz,
Kaynak atsam eskisi gibi olmaz yine,
Dilim virane, dökülüyor cephesinden sokakta gezenlerin üstüne.
Bir off desen çökecek umutlarım,
Kalacak tüm hayallerim göçük içinde
Bu metruk bedene neler geliyor bilsen her gece,
Bir sen yoksun, uğrasana bu gece.

Yüreğimden sızan tüm bu hecelere, sövsen dursan.
Sonra sarılsan sebepsiz. Eylüle bir şiir okusak,
Dilimden dökülen hasret sözcüklerine,
Yalan desen, öpsen sonra aniden.
Bedenimin metruk duruşlarına sarılsak beraber,
Dans etsek sokak lambasının ışığında.
Benim virane gönlümün kapılarını kırsak beraber,
Yaksak kış boyu, izlesek, sevişsek.
Yüreğimin çatlaklarından aşk sızıyor yine,
Anahtarı değiştirmedim, uğrasana bu gece.
09.09.2021

Fatih Cihat Köksal

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir