METİN VE ANGELİ/3      –         Kundura Ayakkabılar

METİN VE ANGELİ/3 – Kundura Ayakkabılar

Parktan sokağa kadar bu sefer 4 dükkânda dinleniyorum. Kırtasiyeci Ali’nin dükkanının önünde sandalyeyi boş görünce atıyorum kendimi üstüne. İçeriden Ali sesleniyor. ‘‘Metin amca hoş geldin. Çay mı? Kahve mi?’’ ‘‘Kahve olsun Ali-cim, bir de bana zarf at oradan.’’ ‘‘Bugün yine çok hoşsun Metin-cim.’’ ‘‘Lan öyle değil oğlum beyaz zarf ver bir tane.’’ Geveze çocuk ama severim Ali’yi şakaları ve hazır cevap lafları güldürür beni. Çırak koştura koştura çıkıyor dışarı 15 yaşında var yok. ‘‘Adın ne senin delikanlı.’’ ‘‘Suat’’ gülümsüyor. ‘‘İsminin anlamını biliyor musun?’’ ‘‘Bilmem ama eski bir isim.’’ Bu sefer ben gülüyorum. O sırada kahvecinin çırağı kahvemi getiriyor. ‘‘Sade ve köpüklü Metin amca, tam sevdiğin gibi.’’ Tipe bak dinozor enceği gibi dikmiş saçları. ‘‘Aferin Ali. Şu saçların ananın, babanın gözüne girmiyor mu oğlum seni öperlerken.’’ ‘‘Alem adamsın Metin amca.’’ Gülerek gidiyor. Suat’a dönüyorum hala yanımda bana gülümsüyor adını üstünde taşıyor. Rahmetli babam hep söylerdi insan ismine çeker diye. Çıkarıyorum cebimden bir beşlik ‘‘Üstü senin olsun Suat.’’ Sanki maaş almış gibi seviniyor kerata. Tam kalkacağım Ali’nin yoğunluğu bitiyor geliyor yanıma. Metin amca Suat eve kadar yardım etsin istersen.’’ ‘‘Yok Ali-cim sağ ol yorulmasın sabi ben hallederim.’’ Hallederim de kalkmaya maçam yemiyor. O sırada Ecevit geçiyor karısıyla. Bu çocukta ne yaşlanmış bir deri bir kemik iyice kara oğlana benzemiş diyorum içimden, bir de karısına bak Şaziment, adama vermiş bütün poşetleri kendi İngiliz kraliyet ailesinin kraliçesi gibi önden gidiyor. Ecevit’le göz göze geliyoruz, adamın gözlerinin feri sönmüş. Kafa selamı, fino Ecevit karısının arkasından yola devam. Ne yakışıklı adamdı bu Ecevit gençken. Neyse sokağa yaklaşıyorum. Genç delikanlılar koşturuyor hemen, alıyorlar torbaları amaçları Cemile’yi görmek, namussuz hergeleler. Cemile de az değil aşağı iniyor bir iki kıkırdıyor. Sonra yukarı, bende peşinden atıyorum çamaşır suyu kokan evime adımımı. ‘‘Kız aç pencereleri öleceğiz kokudan.’’ ‘‘Metin amca sabah koklayacaktın sen bu evi. Şimdi temizlik kokuyo.’’ ‘‘Kızım ben bu evde yaşıyorum. Neden seni çağırdım zannediyorsun. Hem içerisi kimyasal kokuyor. Temizlik değil.’’ Ahh Cemile. Hemen açıyor pencereleri. Temiz ve soğuk hava mevzide bekleyen asker gibi içeri hücum ediyor. ‘‘Akşama ne pişireyim sana Metin amca.’’ ‘‘Kuru, pilav yapsan da akşama söyle bir keyiflensem.’’ Hemen neşeleniyor. Çok saf, çok temiz kalpli bir kız bu Cemile. Hemen ikimize kahve yapıyor. Ben balkonda sigara içerken oturuyor yanıma. ‘‘Metin amca.’’ Üç numaralı bakışımı atıyorum hemen. Soruna dikkat et bakışı. Anlamıyor tabi. ‘‘Angeli Hanım nasıl biriydi?’’ Anlaşılan mahalleli her börek gününde beni çekiştiriyor. Sonra çeyrekleri dağıtıyor. Sokaktan imdadıma overlokçu yetişiyor. Anlamamazlıktan geliyorum. ‘‘Kahve güzel olmuş Cemile eline sağlık.’’ Kahvesini içiyor, sigarayı mutfakta yakıyor. Yemeğine başlıyor. Eli de çabuk kızın. Sokağın başından babasını gördüm mü? Aklıma hep 30 yıldır bu adamın ne yaptığı sorusu düşüyor. Cemile de yemeğin altını kapatıp. ‘‘Çıkıyorum ben Metin amca başka bir isteğin var mı?’’ ‘‘Yok kızım. Teşekkür ederim. Portmantoya bıraktım zarfı. Eline sağlık. Babana selam söyle. ‘‘Aleykümselam. Metin amca. İyi akşamlar.’’ Babası eve geçmeden yakalıyor sokakta. Ufaklıklar babasının kollarına oda bacağına sarılıyor. Soğuk içime işlemiş iyice, şiirim geliyor yine. DEVAM EDECEK…
25.09.2021

KUNDURA AYAKKABILAR
Ağır adımlarının arkasında koca bir dünya,
Sırtında büyük bir yük,
Her sabah gün aydınlanmadan geçiyor.
Bükük beli, kirli elleri sanırsın evsiz biri,
Durakta bekleyenleri sarma sigarasının dumanı tütsülüyor.
Ağzında bilinmedik birkaç sözcük,
Gözleri hep dalgın, sinirli.
Ayakkabıları sivri, topukları kundura,
Akşam oldu mu bazen uğrar alt kattaki bakkala.
Elinde şekerle, bir somun ekmek,
Bakınır sağa sola.
Üç çocuğu koşturur öteden,
O asık suratının maskesi düşer hemen.
Sigarasını sıpıtır yola,
Kucaklar ikisini, kalan sarılır bacaklara.
30 senedir izlerim bu dramı,
Hep söylerim aile adamı.
Sabah gördüm ayakkabıları.
Salası okunurken,
Merdiven başında oturuyor çocukları.
İçeride karısının yakarışları.
Ama o kadar ayakkabının içinde,
Aklımda hep o kundura ayakkabıları.
25.08.2021

Fatih Cihat Köksal

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir