İçsel Kırılmalar

İçsel Kırılmalar

İçsel kırılmalar, acıtır
Taze bir dal için bu alışılmış, sıradan bir döngü olabilir mi bu
Olamaz
Saydam bir sıvı akar, aslında gözyaşlarıdır onlar
Akar kalın tomurcuklu gövdeler boyu
Yanaklardan süzülür, kan kırmızısı
Aslında müthiş bir coşku varken
Tam da orada, nefesler yetmez o hüzün kargaşasında
Tıkanır kalır.
Eldivenli eller, uzanır gül dallarının dikenlerine rağmen

Geniş bir hasır şapkanın, tam da altında, yaşlı ela gözler
Saklanır gün ışığından, kendi gölgesinde
Ne zaman doğar gün, ne zaman döner, ufuklarda kızıl umutlara
Akşam önlememeli beklentileri

Onca anı birikmişken, küçük ve değerli seramik biblolar sığınmışken masallarına sevdaların
Vitrinler dolusu camlar,
Parçalanmamalı, tek bir darbesi ile haşin bir tokadın
Bin bir parçaya ve hatta tuzla buz olmaya
Hevesli olmamalı

Ne zaman ince bilekler taşıyamadıysa
Ağır imkânsızını kavuşmaların
İşte orada okyanuslar, dereler kadar bile kararlı olamadı
İnsanın akacak bir denizi yoksa
Çok büyük olması, yüzüne vurulmamalı
Yoksa kırılır gider tüm umutlar
Mevsimler olmuş olmamış, neye yarar
Neye yarar, boşun alığını anlamak, ya da tam tersine
Savunmak, yaşamanın seninle vazgeçilmezliğini
Sen olmasan,
Neye yarar

Yine de başrolde, tek başına olsan da
Yaşamak
Akacak denizler varsa

Filiz Civaner A.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir