EDEBİ METİNLERDE KONU (İçerik) , KARAKTER VE DEĞER ANALİZİNİN ÖNEMİ

EDEBİ METİNLERDE KONU (İçerik) , KARAKTER VE DEĞER ANALİZİNİN ÖNEMİ

Koanı Bulmak romanının bu açıdan analizi

Karakter ve değer analizi edebi metinlerde sistemli ve planlı olarak uygulanabilecek bilimsel bir yaklaşımdır. Şimdiye kadar roman vb. metinlerin değerlendirilmesi ancak içerik, biçim ve ilişkileri açısından yapılıp ortaya konmaktaydı. Oysa bir romanın, edebi metnin vermek istediği, karakter ve değer analizleriyle çok daha aydınlatıcı, odaklayıcı, değer kazandırcı olabilmektedir. Her romanın bünyesinde taşıdığı bazı değerler vardır. Okur farkında olmadan bu değerleri körlemesine geçebilir. Oysa romandan alınması gereken asıl özler burada olabilmektedir. Bu değerler çeşitli boyutlarda karşımıza çıkar. Bunlar insan yaşamını anlamlı hale getiren adalet, dostluk, sabır, empati, dayanışma, özgürlük vs. gibi onlarca çeşit nitelik taşıyan değerler olup bunların karşıtında yer alan antideğer nitelikler de yaşamın içindeki kontrastı gösterir. Zaten roman vd. karşıtlıklar üzerinden yürüyen bir süreç olduğundan değerlerin karşıtında antideğerler de yer alacaktır. Bir romanı, edebi metni bu yönleriyle kavrayıp anlamak ortaya çıkan değer niteliklerinin daha açık ve net kavranılmasını, anlaşılmasını sağlar. Bu türden analizler kitap üzerinden kazanılacak önemli bir rehberlik ve eğitim işlevini de yerine getirir. Niteliği tutturmuş bu tür metinlerden çok yararlı değer kazanımları ortaya çıkabilir. Bunlar kişiler üzerinde bilgisel, parçasal tamamlayıcılıkla pekiştirici, uyarıcı, daha net bir kazanım sağlayabilir. Kişilik üzerinde olumlu, yapıcı, geliştirici gelişimler kurabilir. Kişilik, anlam ve değerlerin çeşitli etkilerle örselenmesinin yıkıcı etkilerini bu analizlerin daha kristalize ederek gösterdiği rehberlik doğrultusunda onarıcı, düzenleyici olabilecektir. Hikaye gibi kısa metinlerde ders çıkarmak daha kolayken roman gibi uzun metinlerde karakter ve değer verileri kolay fark edilmez, gözden kaçar. Ancak yapılacak dikkatli bir analiz üzeri örtülü kalmış bu yerleri açığa çıkarır.

Karakter ve değer analizinin edebi metinlerde ne kadar önemli olduğunu göstermek istiyorum. Konu, karakter, değer analizi birlikte yürütüldüğünde rehberlik sağlayarak metni bu yönden kavramada aydınlatıcı olacaktır. Yalnız biçim içerik alanında sıkışıp kalmak görülmesi gereken değerlerin körlemesine geçişine neden olabilmektedir. Bu da okur açısından kitabın kaybı ya da asıl değerinin zayıflaması anlamına gelir, okuma kriterindeki elde edilecek verim zayıflar. Karakter ve değer niteliklerinin değerler ve antideğerlerle açığa çıkması o metnin bize neler vereceğinin göstergesi olmakta, daha sağlam bir görüş, değer anlayışı kazandırmaktadır. Karakter çözümlemeleri kişilerin hangi değerlere daha yatkın olduğuyla da ilgilidir. Örnek karakterler sahip olunan değerlerle, kişilere bir motivasyon, daha sağlam bir kararlılık katar. Bunun karşısında antideğerleri de tanıyıp bilinçli olmayı getirir.

Roman yazarlığımın uzunca bir deneyimden geldiğine bakarak bahsi geçen konu üzerinde olan kavrayışın okuma deneyimlerinde silikleşmiş olarak durduğunu söyleyebilirim. Yani değersel faktörlerin yaşamımızdaki işlevsel rolünün yeri konusunda bir muğlaklık bulunmaktadır. Onların kavramsal kargaşalığı yanlış yerlerde bulunabilir. Dikkatli bir analiz bunları sadeleştirip doğru yerlerine koyarak açık seçik hale getirir.

Edebi metinler her düzeyde her kesime hitap edebilecek bir alanı kapsar. Ancak her okur kesimi için bu özlerin çıkarılabilmesi her zaman kolay olmaz. Burada karakter ve değer analizleriyle kazanılacak okuma deneyiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Daha bilinçsel odaklanıcı, bu yönlerden ders çıkarıcı bir kazanım sağlanır. Her birey elde ettiği kazanımları kendi yaşantısına yansıtır ve onun rehabilitasyonunu sağlar. Bazı değer kavramlarının ve karşıtlarının birbirine bağlı anlam ve içeriklerinin korteks kodunda doğru anlamlar kazanması kişinin davranış modellerine katkı sağlar. Bu yolla birçok davranış ve tutumunu yeniden gözden geçirerek yeni bir formasyonun gelişmesine katkıda bulunur. Kişilerde daha önce yanlış kodlanmış olan birçok veri bu yolla tamir edilerek doğru yere oturur. Kişi yaşamında daha doğru kararlar, tutumlar almanın gelişim yolunu bulur. Her bir edebi metnin bu konularda kurguladığı deneyimler mevcuttur. Metne bu verisel bilgi ve gözlemlerin ışığında yaklaşımlarla elde edilecek okuma deneyimleri metin içindeki bu alanlara daha kolay nüfuz elde edilmesini ve sonuçlar çıkarılmasını sağlar. Analizler ışığında gerçekleştirilen her okuma farklı kazanım ve deneyimler verirken kişinin kendi problemlerine de yansıyan karşılıklar bulabilir ve onların rehabilitasyonunda rehber olur. Hayat akışkan ve değişken bir süreç olduğundan karşılaşılan sorun ve problemler de değişiklik göstermekte ve kişinin bunlar karşısında nasıl bir tutum takınması kargaşasını yaratmaktadır. Demek oluyor ki iniş ve çıkışlara karşı çeşitli tonüslerde sürekli bir onarım kişi hayatı için kaçınılmaz oluyor. O bakımdan edebi metinlerin bahsi geçen analizlerle kuracağı regülasyonlar her zaman ihtiyaç duyulacak bir rehberlik rolünü üstlenmiş olmaktadır.

Elde edilen sonuçlarla gidildiği zaman metinlerin anlaşılma perspektifini, yaşamsal pratiğe uygulanabilecek değersel sonuçların daha belirgin kazanımını, yararlı bir rehberlik oluşumunu ve rehabilitasyonu sağladığı açıktır. Konu, karakter ve değer analizlerinin okuma deneyimini bilinçli, perspektifsel, verimli bir yöne çekeceğinden hiç şüphe yoktur.

“Koanı Bulmak” Romanının Konu, Karakter ve Değer Analizi

Roman adı: Koanı Bulmak
Yazar: Fatih Oto
Basım yılı: 2013, KKM-Ankara
Sayfa: 372

Karakterler: Memduh; konağın sahibi. Zuhal; dükkan sahibi, falcı kız. Bora; baş karakter. Serpil; dul kadın. Nermin; Serpil’in dostu. İhsan; Bora’nın arkadaşı. Fehmi; Zuhal’in erkek kardeşi. Cedric; zazenliğe geçen genç. Karakterlerin değerleri ve karşıtlıkları Tablo-1’de verilmiştir.

Memduh konağın sahibi, varlıklı ancak çok sıkı, emekli, geveze bir adamdır. El sanatlarına düşkünse de yaptığı işleri evin dekorunun bir parçası olarak yalnızca sergilemekle yetinmektedir. Eski, harabe konağı geleneksel yapısı içersinde bazı modern unsurlarla birleştirerek planlamış ve bir sanat eseri gibi ortaya çıkarmıştır. Konakta zaman zaman etkinlikler düzenlenmesine izin vermekte, oranın bir çeşit tanıtımını sağlamaktadır. Bu etkinlikler bazen şiir, bazen çeşitli kültürel komular üzerine olabilmektedir. Kendisi de her etkinliğe, davete katılmakta, ortalarda boy göstermektedir. Hiç evlenmemiştir ve çeşitli davet ve toplantılar için ona eşlik edecek bir bayana ihtiyaç duymaktadır. Sosyete çevrelerinde özellikle erkek meraklıların talip olduğu el falına bakan Zuhal’i duymuş, onu konağa davet etmiştir. İkisi de kurnaz, içten pazarlıklı kişilerdir. Sonunda ikisi de birbirlerinden yararlanacakları ortak noktayı bulurlar. Memduh sık sık Allah’ın kendine yardım ettiğini ifade eder. Ortama göre Allah kelimesini çok sık kullanır. Moderniteye işine yaradığı ölçüde açıktır ve yaşamını kısıtlayacak her şeye karşı olduğunu gösteren otoriter bir havası da vardır. Kendini ayrıcalıklı, seçilmiş, seçkin biri olarak görmektedir. İslama bağlı olmakla beraber mistik ve deist inanışlar taşır.

Romanın başkarakteri Bora eğitimli, kültür sanat düşkünü, kendine özgü bir kişidir. Ailesi ona göre muhafazakar olup kendisini görücü usulde evlendirmek istemektedir ama o serbest bir tarzda tanışıp anlaşmayı üstün tutar. Zuhal bijuteri işletmektedir. Ona karşı ilgisi varsa da kapalı tutumuyla onu tam olarak anlayamamaktadır. Onda çözemediği bazı şeyler görür. O da kendisine karşı oldukça ilgili olmasına rağmen arada aşılamayan bazı duvarlar bulunmaktadır. Bora bazı görüşlerinin onunla çeliştiğini fark eder. Zuhal akıllı ama eğitimsiz, çıkarına göre hareket eden bir kişidir.

Serpil özgür düşünceli, sanata ilgi duyan, hatta şiir konusunda iddialı olan, boşanmış bir kadındır. Bora onunla ortak noktaları olan bir dost olarak paylaşımda bulunabileceği düşüncesindedir. Serpil ise onu daha çok bir evlilik adayı olarak görmek istemektedir ama dostluk paylaşımına da kapalı değildir.

Bora yaşamında yakalamak istediği nitelikteki koordinatlardan uzak bulunmanın can sıkıntısını duyar. Serpil’le randevudan önce arkeoloji müzesine uğrayarak bir katharsis yaşamak ister. Müzede antik Roma-Yunan uygarlıklarının bu bölgedeki eserleri sergilenmektedir. Kendi de sanata karşı ilgi duyan biri olarak oradaki eserleri derin bir duygulanmayla izler. Lahitlerin üzerlerindeki figür ve yazılarla, geçmişten gelen bu uygarlığın anıtları insan yaşamına, ölüme dair hüzünlü sesler fısıldamaktadır. Ölümlerdeki ayrılık acısını ve hatırasını mermer taşlara kabartma figürlerin bulunduğu sahnelerle yansıtarak ölümsüz kılmaya çalışmışlardır. Devasa lahitler, kül kapları, anıt taşlar bu mezarlık dekorunun ölüme meydan okuyan estetik parçaları olmaktadır.

Müzenin içindeki sahnelerde gelmiş geçmiş uygarlığın insanlık hikayesi okunur. Günlük yaşama dair veriler, takılar, süsler, kaplar, mitolojik figürler, heykeller, panteist inanışın mermerde sanatlaşmış hali yansır. Bugünkü yaşamdan çok farklı izler taşıyan sanat ve estetiğin iç içe geçtiği başka bir dünya, başka bir panoramadır bu. Hayatın anlamına ve değerine biçilen sanatsal bir duyuştur. Bora böyle bir yaşantı içersinde kendini deneyimlemek ve o dönemlerin antik, doğal ama estetik ruhuyla işlenmiş değerleriyle sanatsal kuşatıcılığını yaşamayı tahayyül eder. Karşısında o dönem insanının el izlerini, yaratıcılığını taşıyan bu eserler, şimdi kendisine sunulan bir sahne haline gelmiştir. İçinde bulunduğu yaşamdan ne kadar büyük bir kopuştur.

Müzeden çıktıktan sonra Serpil’le buluşup konuşurlar. Duygu ve düşünceleri birçok ortak noktada buluşmaktadır. Tabii bazı uzlaşamadıkları yerler de ortaya çıkar. Serpil istisnasız sevgi anlayışını benimser. Bora ise bu konuda daha seçicidir. Serpil herkese, her şeye karşı iyi niyet ve sevgi taşımaktan yanadır ve bu açıdan bakar. Bora bu konuda onun kadar silme bir anlayışa sahip değildir. Bu anlayış onun için şaşırtıcı olmuştur. Kötü bir tarafı yoktur ama ona fazla iyimserlik hali gibi gelir. Kim bilir kendisi açısından bugüne kadar yüreğini katılaştıran bir şeyler olmuştur belki. Acaba kendisi mi biraz katı yoksa o mu çok iyimser, tam karar veremez. Ancak herkesin aynı sevgiyi hak etmediğini düşünür. Yoksa yanlış şeyler kendisini besleyip büyülterek daha zararlı hale gelmez mi? Sokratesçi açıdan bakıldığında da kötü insan yoktur, bilgisiz insan vardır. Serpil bakımından kötü insan da sevilir. Eğer meseleye bu açıdan yaklaşıyorsa anlaşılabilir.

Kadın erkek eşitliği konusunda hemfikirdirler. Her ikisi de özgürlüklerin, eşitliğin, adilliğin savunulması gereken önemli değerlerden olduğu konusunda görüş birliği içersinde bulunmaktadır. Serpil kendi yaşamsal deneyimlerinden bilinçli dersler çıkarmasını bilmiş ve yaşam rotasını buna göre çizmiştir. Buna göre edindiği prensipler de vardır. Sadakatli, yerine göre onarıcı ve yapıcı olmak, sahte ve şekilci olmamak, benimsediği ilkeler arasındadır. Kendini bu yönleriyle klasik kişilik olarak tanımlar. Moderniteyle ortaya çıkan hafif, yüzeysel, değişken, deformatik haller hiç ona göre değildir. Aslında bunlar Bora’nın da benimsediği ilkelerdir. Kadın ve erkek diyaloğunun zayıf olduğu bir kültürde iki cins birbirlerini nasıl anlayacak ve kadın erkek eşitliği nasıl kurulabilecektir? Serpil’in iyimserliği bir yana, ortamda yaşanan sorunların ne olduğunun çok iyi farkındadırlar.

Serpil evliliğindeki eş tarafındaki muhafazakar önyargıların, tutumların kurbanı olmuştur denebilir. Memleketindeki yetiştiği ortam da muhafazakarmış ama o bunları aşmak için evden kaçıp İstanbul’daki akrabalarının yanına gelmiş. İsyancı ruhunu pek kolay ortaya koyabilen bir karakteri vardır. Haksızlık, ters giden şeyler karşısında kolayca tepkisini koyar. Ancak her zaman herkese karşı hoşgörülü ve sevgiye dayanan bir yaklaşımı bulunmaktadır. Hatta ondaki sevgi anlayışı bir dünya görüşü halinde olup hiçbir şey ayırt etmeyecek şekilde yansıyacaktır. Bora ise herkese karşı bu kadar alçak gönüllü ve yüksek enerjili yaklaşamaz. Onunki ayrı bir meziyet olmalı. Karşıtlıklar, çelişmeler karşısında herhalde o da tepkisiz kalamaz. Bora hak edene göre değer vermek gerektiğine inanır. Bu konuda epeyce farklı oldukları ortadadır.

Bora açıkça söylemese de ateisttir ve sorunlara felsefi yönden yaklaşmayı tercih eder ve hayatın koanik bir yönünün olduğunu da bilir. Zaten mesele bu koanik yönü bulmak ve çözmektir. Vahiy yollu inanışlara dayanan kötüye kullanım, yanlış algı ve tutumlar ortaya sahteleşen bir yaşam tarzını çıkarmakta, ortalık çeşitli önyargılarla dolup taşmaktadır. Bazı kalıplaşmış inanışsal yargıların zararları sosyal hayatı da bozar. Kadercilik, kulluk, körü körüne inanma, ritüel hareketleri karşı durduğu hususlardır. Serpil onun düzeyinde düşünmese de ona hak vermektedir. Kendisi daha çok deist inanış taşır. Dini açıdan olmasa da mistik konular ilgisini çeker, hatta onlara inanır. Muhafazakar biri değilse de klasik olduğu söylenebilir. Taşıdığı yönlerle Bora, Serpil için nadir bulunan bir dost anlamına gelir. Ayrıca onu sevgili adayı olarak ummakta, hatta limanına demir atmış bulunmaktadır. İkisi de dostluğun önemini bilmektedirler, maddiyata önem vermezler. İhtiyaç dışında maddi bir kovalamaca içinde bulunmak, paraya tapmak ikisinin de kabul edeceği bir şey değildir. Hayatın anlamı üzerinde keşiflerde bulunmak, zihni, dünyayla buluşturmak onlar için daha önem kazanmaktadır. Ortak oldukları noktalar kuvvetli olup bu dostluğun derinden sürmesini sağlayan etmenleri oluşturur.

Bora kafede bir dostuyla yaşamı iyice etkileyen sahtecilik vb. bozulmalardan söz ederler. Hayat kötü bir biçimde deformasyona uğramakta, bunun seviyesi iyice yükselmekte çürüme ve kokuşma halinde her yanı kaplamaktadır. Aralarında geçen diyaloglarda rahatsız edici bu örneklerden verirler, bunların neler olduğuna işaret ederler. Kaygı duyulacak taraf bu sorunlara karşı duyarsızlığın artması, alışkanlık haline gelmesidir. Gittikçe asgari yaşamanın koşullarını zorlayacak niteliktedir. Buna karşın tarikatlar, medyumlar çoğalır. Çürüme bu garip şeyleri doğuracak ortamı sağlamaktadır. Bu tipler kendi kural ve anlayışlarını ortaya koyar ve inanış aldatmacası üzerinden çeşitli kimseleri etraflarında toplarlar. Aynı zamanda sürdürülen faaliyetler manevi olduğu kadar maddi bir sömürü halini de almaktadır. Adı Müskirat (sarhoş eden şey) olan bir tarikat vardır. Sahtekarlık, kötüye kullanma, aldatma türü her şey orada kendini gösterir.

Şarap ve Kadın bölümünde Bora Serpil’le turizm bölgesindeki antik uygarlıkların geçtiği bir yerde tatile çıkarlar. Sıkıcı bir hayatın, taassubun, seviyesizliğin olduğu yerden uzaklaşarak kendilerine anlamlı olabilecek bir açı ve renk katmak istemektedirler. Orada aradıklarını bulmuş görünürler. Araya Katolik Manastır bölümcüğü girer. Orada Cedric adındaki genç kişi ileriki Zen Manastırı bölümünde karşımıza çıkacaktır. O da manastır taassubundan kaçarak kendini özgürleştirmek ve geliştirmek için Himalayalardaki Zen Manastırına gelecektir. Bora, Zen manastırında bulunan arkadaşı İhsan’ın yanına geldiğinde Cedric’le de tanışır. Aslında burada iki göksel dinin taassubuna karşı özgünlük, açıklılık, saflık arayışına giren kişilerin ortak buluşma noktası verilmektedir. Tatil yerinde kendi arayışlarında bulunan Bora ve Serpil’le, Hıristiyan manastırında sıkışıp kalmış Cedric arasında aynı zamana düşen bir karşılaştırma verilmiştir. Zen Manastırı dünyanın değişik yerlerinden gelen kişilerin duygu ve düşüncelerini özgürce paylaşabilecekleri bir yerdir. Arkalarında bıraktıkları yer ise bunu onlara vermemekte, insanları birbirine hasım etmekte, kırdırmakta, baskı, emir ve otorite uygulamakta, karanlık bir dünya durumu içine yuvarlamaktadır.

Onlar tatil yerinde şarabın tadı, antik zamanın eserleriyle, güneşli bir gökyüzüyle buluşan atmosferin kucağına bırakırlar kendilerini. Ancak orada dahi taassupçulardan biri eksik olmaz ve antik kültürü, uygarlığı ve ortamı eleştirerek muhafazakar gelenekleri ileri sürer. Serpil uzlaşır gibi bir tavır takınırsa da Bora karşı çıkar. Onun karşı çıkmasıyla adam tersyüz olup gidince Bora, Serpil’in adamla uzlaşan tutumunu eleştirir. Bildiğimiz gibi Serpil’in her şeye sevgisel bir yaklaşımı vardı. Bora için bu kadarı kabul edilemez. Çünkü söz konusu olan fikirlerdeki çarpıklıktır. Onlar bunu dayatmak, baskılamak istemektedir. Zaten buraya geliş nedenleri arkada bırakmak istedikleri şeyler değil miydi? Bora bu tür uzlaşmaları hiç kabul etmeyen biridir. Aralarındaki ilk çelişme böylece ortaya çıkar. Küçük bir tartışmadan sonra Serpil alttan alarak konu kapanır. Şarap ve Kadın adlı 6. bölüm, ileriki aşamada gerçekleşecek olan bölümün öne alınmış halidir.

Bora, Zuhal’in yanına gider ve onu daha yakından tanımaya çalışır. Zuhal’in babası yoktur, kardeşlerine ve annesine o bakmaktadır. Büyük erkek kardeşinden memnun değildir. Askerlik çağına geldiği halde hiçbir iş tutmamıştır. Kendisi bu dükkandaki gelirle beraber el falıyla da epeyce kazanmaktadır. Kazancını belli etmese de bir daire satın almış olması Bora’yı şüpheye düşürür. Kafasını dinlemek istediği zamanlar oraya gidiyormuş. Varlıklı beylere el falı viziti ona epey kazanç sağlamış olmalıdır. Bunun dışında baskın, bilmiş tavrı, iddialı ve tek yönlü oluşu, esnek ve kavramaya açık olmayışı, yaşam tarzı gereği pratik ve yüzeysel davranması ama kendini ince düşünceli olarak göstermesi, pek açık olmaması, kurnazlık ve hesapçılığı Bora için onun itici taraflarıdır.

Serpil’le aralarındaki ilişki daha samimi bir hal alınca Bora onun bürosuna ziyarete gider ve orada özel durumlarından konuşurlar. Bora ailesiyle olan bazı geleneksel anlaşmazlıklardan yakınır. Ayrı bir eve çıkmak istemesine yapılan bazı itirazlar vardır. Bora bunu kadın ve erkeğin rollerinin evlilik üzerinden benimsenmiş olmasının sonuçları olarak değerlendirir. Yani kadın ev işlerini yapacak, erkek ise ekonomik durumu karşılayacak. Serpil de bu rollere karşıdır. Erkeğin de mutfak ve ev işlerini yapması gerektiğini söyler. Tabii geleneksel ailelerde erkeklere mutfak işleri yaptırılmadığı için onlar bu konuda kör kalmakta, ilerde yalnız kaldıkları zaman büyük zorluk çekmektedirler. Kadın için de yalnız kaldığı zaman ekonomik zorluklar karşısına çıkmaktadır. Her iki taraf da bu konularda noksan yetiştirilmenin sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir.

Geleneksel ve muhafazakar etkiler bireylerin üzerinde kısıtlayıcı etkiler yaratabilmektedir. Bunlar her evrede kişinin karşısına çıkabilir. Geleneksel yapının kırılamamasında bunun rolü vardır. İnsanlar hayatı geleneksellik baskısı altında değil de kendi özgür seçimleriyle kazanmalı ve Bora’nın ifade ettiği gibi, “Sonsuz boşlukta kıvranan küçük zerreler olmadan elimizdekinin anlamına bir bakmalıyız. s.103” Bazı insanlar kendini dünyanın renklerine kapatmıştır, çünkü onlar korkutulmuştur. Derinlerde yatan bir şey. Oysa bize zenginlik sunacak anlamları çıkarmalıyız. Yüzeysellikten, içi boşluktan şikayet eder. Köşeyi dönme bayağılığı, vasatlık ortalığı kaplamıştır. Bu teslimiyet irinleşmeyi doğurur.

Büroda Nermin hanımla tanışır. Kibar, yaşça olgun olduğu kadar duygu ve davranışlarıyla da son derece olgun, incelikli, düzeyli bir hanımdır. Serpil onu çok sayar, sever, hatta ona “Ana” diye hitap eder. O da Serpil’e karşı samimi, destekleyici, kararlarında yardımcıdır. Serpil her ne kadar kendi duygularından eminse de onun Bora hakkında görüşlerini almak istemiştir. Nermin hanım Bora hakkında olumlu izlenimler edinmiştir. Tabii bundan Bora’nın haberi olmaz. Daha sonra Nermin hanımın evine ziyarete giderler. Tek katlı, küçük bir evdir. Eşini uzun zaman önce kaybetmiştir. Kendisi önceden resim sanatıyla uğraşmış ama artık bırakmış, zamanını daha çok kitap okuyarak geçiren biridir. Evin içini de sanatçı ruhuyla döşemiştir. Sanatçı ruhlu, duyarlı bir kimse olduğu için konu hayatın içindeki duyarlılık, duyarsızlık, nobranlık, yüzeysellik ve gerici yaygınlaşmanın mahalle baskısı üzerine gelir. Birtakım gerici tipler onu rahatsız etmekte, adeta buradan taşınmasını istemektedir. Bazı çocukları yönlendirerek evine bir şeyler attırırlar. Konuya Bora müdahil olur. Ona destek olacaklarını söylerler. Gerici çevreler sanat, modernlik, modern insan fenomenine karşı yıkıcı, saldırgan davranışlar içersindedir. Kitapta bunlar mistikler olarak nitelenir. Nermin hanım içini dökmenin rahatlığıyla onlara şarap ikram eder.

Konakta sünnet üzerine bir seminer düzenlenir. Sünnetin tıbbi ve biyolojik yönlerden içeriği ele alınarak etkileri konusuna dikkat çekilip kişilerin ergen olduktan sonra kendi kararlarına bırakılması gerektiği anlatılır. İlkel kavimlerde de görülen sünnet uygulamasının aslında tıbbi bir temeli olmayıp daha çok dini inançsal gelenekten gelmektedir. Her şeyden önce de kişinin kendi vücudu üzerinde söz sahibi olmasını gerektiren bir durum olup dışardan bir dayatmayla emrivakilik kabul edilemez. Bora orada Ayla isminde bir kadınla tanışır. İnsana evrensel yaklaşan bir felsefeye sahip olan Bora’nın onunla çelişen yönleri ortaya çıkar. Ayla bir göçmen olarak bazı muhafazakar reflekslere sıkı sıkıya bağlı biridir ve insanı muhafazakar kalıplara yerleştiren seviyeden görüp kendini de öyle tanımlar. Aslında modernliği savunmak istese de bu kalıplara bağlı kalma reflekslerinden kurtulamaz. Hatta o kadar bağlıdır ki kültürel alana sınır çekerek bilgi kapasitesini genişletecek bir adım dahi atmaktan korkar. Buna rağmen kendini Avrupalı olarak niteleyip durur. Çünkü Batılılaşmada içinin neleri doldurması gereği hiç anlaşılmamıştır. Batı devrimlerini, evrensel yurttaşlık haklarını, zihinsel aydınlanmayı kavramadan sağlam bir görüş geliştirilemez. Muhafazakarlık eleştirisi ile Batılı, modern görünen ama muhafazakarlık taşıyan çelişme bu kısımda kendini gösterir.

Zuhal, Serpil’in Bora’yla arasını açmak istese de Serpil Zuhal’in bir oyuncu olduğunu bilmektedir. O sıra Bora gelir ve konuşmanın atmosferi değişir. Konu onun sporla uğraşmasına gelmiştir. Bora insanı geleneksel, monoton kalıplara yerleştirmek isteyen anlayışa karşı çıkar. Çünkü bunun arkasında yozlaşmış bir şartlanmanın yattığını bilmektedir.

Müskirat adlı bir tarikat, şeyhin istismarını içeren faaliyetlerini sürdürür. Arkada sır odası vardır. Zikir sonunda kadın veya erkek üyelerden müskirat haliyle sır odasına gelip kendisinden cennet vaadi dileyenlere badeleme adı verilen bir yaklaşımda bulunur. Benzer sır odası Memduh beyin konağında da vardır ama oradaki sır daha başkadır. Bora onların aralarındaki konuşmalardan anladığı bir tarikatçının Memduh’la ilişkisine tanık olur. Gadayı alma, badeleme lafları geçen konuşmada (s.201) bu ilişki açıkça belirtilmese de bir yönüyle Memduh’un sır odasındaki müskiratla ilgili olmaktadır. Roman boyunca bu sırrın ne olduğu araştırılmaya çalışılır.

Nermin hanıma yapılan taciz ve mahalle baskılarında bu ve benzeri tarikatların parmağı vardır. Konakta “madde ve ruh” üzerine bir seminer düzenlenir. Seminerin sonuna doğru bir çığlık sesi duyulup elektrikler kesilir. Bunda tarikat üyelerinden birinin parmağı olduğu sezilecek gibidir. Daha sonra Bora, Zuhal’den konakta bir sır odası olduğunu öğrenir. Zuhal de Memduh beyden bu sır odasının ne olduğunu öğrenmekte ısrarcı olunca isteği yerine gelir. Konağın gizli bir bölümü Memduh’un el işi sanatlarını yaptığı bölüme ayrılmıştır. Memduh ona burayı gösterir ve onunla yakınlaşır. Aslında müskiratın olduğu asıl sır bölümünü ona göstermemiştir. Daha sonra Memduh, Bora’ya da aynı sır odasını gösterir. Memduh orayı kendisinin kaptan köşkü olarak nitelemektedir. Fakat asıl sır odasının müskiratlı bölümünü göstermez.

Bora Himalaya dağlarında Zen manastırında bulunan İhsan adındaki arkadaşını ziyarete gider. Oradaki yaşantıyı, kuralları öğrenir. Koan sorusu da yeni üyelere uygulanan düşünmeye sevk edici, her zaman açık bir yanıtı olmayan bir soru şeklidir. Bora memlekete geri döndüğünde yine bildik sorunlarla, açmazlarla karşı karşıya kalır. Serpil de mahalle baskısından payını almakta gecikmez.

Zuhal’ın kardeşi Fehmi, Nermin hanım üzerindeki mahalle baskısına karışan tiplerden biri olmuştur. Fehmi konakta Memduh beyin yardımcılığı işinde bulunuyordu. Bir ara kumar borcu nedeniyle bıçaklanmıştır. Bora, Fehmi’nin yanında bulunan kişi ileri gidince ona gerekli dersi verir. Memduh’un ve konağın karanlık ilişkileri sezilse de tam aydınlığa kavuşmaz. Memduh konağında düzenlenen toplantılarda karşıt görüşlü gruplara yer vererek kendi reklamını yapma derdindedir. Alaycı ve argo konuşmaları hiç eksik olmaz. Konakta yine “maddecilik ve idealizm” üzerine seminer verilir. Bu tür toplantılar Memduh’u hiç sarmaz ama kariyerini perçinlemek açısından bunlara göz yumar. Bora’yı takdir etse de Bora’nın ondan uzak durma nedeni dünya görüşlerinden dolayı aralarında bir sınır bulunmasının yanında Memduh’un ona karşı tavır ve davranışlarındaki yılışık, rahatsız edici tutumdur. Bir gün evine garip bir kişiyle ziyarete gelir, konuşurlarsa da anlaşamadıkları ortadadır.

İhsan memlekete geri dönmüş, kendini meditasyona vermiştir. Fenomenolojik ve agnostik bir yönelime girer. Bora da ona eşlik ederken geliştirici olmaya çalışır.

Konakta etik üzerine bir seminer düzenlenir, ahlak konularında konuşulur. Karşıt görüşler aralarında bu konuyu tartışır. Müskirat tarikatı kanlı bir olay sonucu dağılır. Nermin hanım da başka bir şehre göçmüştür. Memduh bey Bora’yı konağa davet ederek ona sır odasının sır olan bölümünü gösterir. Bora gördükleri karşısında şaşkınlık içersinde kalır.

Serpil’in son zamanlarda sinirleri bozulmuş, aralarındaki ilişkinin beklediği gibi gitmemesi sonucu Bora’ya karşı soğuk bir tutum takınmıştır. Bora onun evlilik ya da beklediği tarzdaki birliktelik beklentisine karşılık vermediğinden eleştirilir, araları açılır ve ayrılırlar. Uzunca bir süre sonra tekrar karşılaştıklarında Bora, Serpil’in ağır bir hastalığa yakalandığını öğrenir. Bu sefer dostlukları yeni bir tarzda ve zazenlikte buluşur.

Bir yanda maddi güç ve erdem zayıflığı taşıyan Memduh, Zuhal, Fehmi gibi karakterlerin yanında sahte, istismarcı, kindar bir tarikat olan Müskirat, yayılan mahalle baskısıyla toplum içinde gelişen çürümenin bir örneğini oluşturur. Memduh ve Zuhal modern görünme havası içersindedirler ama bunu çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde yürütmektedirler. Bir yönüyle gerici çevrelerle de uzlaşabilirler. Oysa mahalle baskısı bu gerici çevrelerden türeyip özellikle kadınları hedef almaktadır. Bunların karşısında aydınlık, özgür ve gelişimsel bir hayatı amaçlayan Bora ve Serpil modernliği araç olarak kullanan kesimlerle muhatap olma durumunda kalırlar. Oysa onlar paylaşım yapabilecekleri iyi bir ortam bulmak istemektedir. Memduh beyin konağı kısmen bu olanağı sunmaktaysa da birkaç seminerle sınırlıdır. İçinde bulundukları çevreyle, o kesimlerin karanlık işleriyle karşı karşıya kalırlar. Oradaki düğümü çözmek isterler. İhsan kişisel gelişim pratiği içersinde meditasyon sanatını uygulamaya devam etmektedir. Onun bu çabası Bora’nın hoşuna gider ve arada ona eşlik eder. Memduh beyin sırrı ise müskirat tarzında bir şeydir. Müskirat tarikatı dağıldıktan sonra Memduh, Bora’yı şaşırtan bu sırrın ne olduğunu gösterir. Oradaki sır müskirat tarzı ürünlerle ilgilidir.

Tablo-1

Karakterlerin değerleri, karşıtlıkları

Memduh:
Cimri, övüngen, bilmiş, bencil, alaycı, patavatsız, argo, sinsi, mistik, modern-muhafazakar ikilemli
Zuhal:
Samimiyetsiz, soğuk, sinsi, içten pazarlıklı, hesapçı, kurnaz, fesat, çıkarcı
Bora:
Dostluk, samimiyet, özgürlük, evrensellik, kişisel gelişimcilik, felsefe, sanat, duyarlı, seviyeli, ateist
Serpil:
İnsancıl, duyarlı, dostluk, sanat, vicdan, hafif mistik, deist, seviyeli, klasik
Nermin:
Duyarlı, onurlu, sanat, hafif mistik, deist, seviyeli, klasik
İhsan:
Dost, samimi, kişisel gelişimci
Cedric:
Kişisel gelişim, özgürlük
Fehmi:
Kindar, seviyesiz
Müskirat tarikatı:
Sahtekar, vicdansız, nefret, kindar

FATİH OTO
FATİH OTO

Yıldız Üniv. Kocaeli Müh. Fak. MYO Elektrik Bölümünden mezun oldu. Anadolu Üniv. Felsefe Lisanı üç yıl sürede onur derecesiyle bitirdi. Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Karakter ve Değer Eğitimi Yüksek Lisansını yaptı. Türk Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisansa başladı. Psikoloji sertifikaları bulunmakta. Çeşitli dergi ve gazetede yazıları çıktı. Resim sanatıyla da uğraşı olup sergiler açtı.

2013, felsefe, Sistematik Felsefe, KKM, Ankara

Yayınlanmış Kitapları
1992, roman, Siyah Kristal, Bursa
2004, roman, Edim’in Hayatı, Pencere Yayınevi, İstanbul
2006, öykü, Çapraz İlişki, Bursa
2006, roman, Değişen Zaman, Bursa
2006, roman, Tuvalin Gölgesinde, Bursa
2013, roman, Koanı Bulmak, KKM Yayınları, Ankara
2013, felsefe, Sistematik Felsefe, KKM, Ankara
2017, felsefe, Estetik ve Sanatın Felsefi Kökenleri, KKM, Ankara
2018, felsefe, Zihnin Metafiziği, KKM, Ankara
2019, felsefe-psikoloji, Dünya Görüşü ve Yaşam Sanatı, Dorlion Yayınları, Ankara
2020, roman, Konversiyon Histeri, Dorlion Yayınları
2021, roman, Ustalar ve Çıraklar, Lora Yayıncılık (Florakitap)

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir