Deniz Mavisu / Çöpten Çıkan AŞk – İnceleme

Deniz Mavisu / Çöpten Çıkan AŞk – İnceleme

Kitap İncelemesi
Kitap : Çöpten Çıkan Aşk
Yazar: Deniz Mavisu
Hayatını hırsızlık yaparak geçiren bir adam ve sevilmeye muhtaç, kötü yola itilmiş bir kadının, aşk, şehvet ve macera dolu hikayesi.

Karanlık, ruhu karanlık insanlardan daha masumdur.

deniz mavisu

İki farklı yaşantının kesişmesi, farklı bir yaşantıyı düşlemenin yolunu açıyordu. Yaşantılarından memnun olmayan iki insanın yeni bir hayat kurma isteğinin, yalın ve sürükleyici hikayesini okuduğunuzda bir sonraki sayfayı çevirmek için sabırsızlanacaksınız. Bir solukta okuyacağınız bu eserin sonu tahmin ettiğinizin dışına bir final ile sonuçlandığını gördüğünüzde, aslında hiçbir şeyin göründüğü kadar masum olmadığını düşüneceksiniz.

Önceleri macera olsun diye hırsızlık yapan ama yıllar ilerledikçe bu maceraların onun mesleği haline geldiğini düşünmüş ve hayatını yalnız ve usta bir hırsız olarak devam ettiren kahramanımız, ‘yardım edin’ nidalarına kayıtsız kalamayacak kadar da yufka yürekli biriydi. Ona seslenen bu kadının, onu büyük bir yıkımla karşı karşıya bırakacağını bilse, yufka yüreğini o çöp konteynırının yanına bırakıp yoluna devam eder miydi?

…hiçbir şeyin göründüğü gibi masum olmadığını anladığında, hissettiği şey sonsuz bir acıydı.

final

Cansu, onun hayatını kurtaran adamın merhametine, sığınıp kimsesizliğini ve gidecek bir yerinin olmamasının çaresizliğiyle ikinci bir yardım isteğini ısrarla dile getiriyordu. Ama Fatih yapması gerekeni yaptığını düşünüp yabancılara karşı her zamanki takındığı tavrı Cansu için de kullanıyordu. Ama çaresiz bir insanın, yardıma muhtaçlığına karşı kayıtsız kalmak katılaşmış bir kalbi işaret ederdi ki, Fatih özünde öyle bir insan olmadığının bilincindeydi. Cansu yabancı bir ormana giren yaralı bir hayvanın ürkekliğini taşıyordu Fatih’in eve davetiyle. Oysa az öncesine kadar tanımadığı bu adamın evine girmek için çok dil döküyor ve Fatih’in kapıyı Cansu’nun yüzüne kapatmasıyla Cansu bir müddet dışlanmanın hüznünü yaşıyordu. Cansu ve Fatih duygularını daha ilk baştan açıklıkla ortaya koyuyor, ani duygu değişimleri de, romanda salt gerçeklik olarak gözler önüne seriliyordu.

…Odanın ışığını kapatıp pencereye yaklaştı, el yordamıyla sürgüyü bularak camı açtı, Hafif bir esinti yaladı yüzünü. Başını pencereden çıkararak kapıya doğru baktı; kadın oradaydı, kollarını göğsünde kavuşturmuş, mağrur fakat biçare bir edayla sahanlıktaki tahta sekiye çökmüştü. Mahvolmuşum, diye düşünüyordu kadın; fakat sanki bu hayattaki en büyük kepaze kendisiymiş gibi davranılmasını da kabullenemiyordu. Fatih, kadına bakarken birden huzursuz oldu, o öyle kapıda otururken rahat edemeyeceğini anladı. Belki de bir gecelik merhamet gerek, diyerek gidip kapıyı açtı.

s.10

Cansu, onu bu yola itenlerden intikam almak için sabırsızlanırken, bir yandan da Fatih ile yeni bir başlangıç yapacak olmanın hayalini kuruyordu. İlerleyen sayfalarda Cansu, yakalanma ve tüm hayallerinin son bulacağı korkusuyla intikamdan vazgeçiyor olsa da, Fatih bu işten kaldıracağı paranın hayalini kuruyordu. Bunun son soygunu olacağını belirten Fatih, Cansu’yu tanıdıktan sonra hayatını düzene sokmanın isteğini dillendiriyordu. Ama Cansu hala korkularını yenemiyor, Fatih’i vazgeçirmek için dil döküyordu.

Cansu’nun keyfi, Fatih’in keyfiyle adeta özdeşleşmişti. Kendini çok iyi hissediyordu. Fatih ona güç veriyordu, fakat Cansu Fatih’e her baktığında içinde onu ilk kez gördüğü o geceki despotluğunun ve kabalığının verdiği hissi duyup saç diplerine kadar ürperiyordu. Fatih rol mü yapıyor? diye düşünmeden edemiyordu. Onu sevmeye çalışsa da bir yanı ondan korkuyordu ama bunun kötü bir yanılgı olduğunu ve kendisinin Fatih’i çok etkilediğini, Fatih’in de onu etkilemekle kalmadığını, dertlerine ilaç olabileceğinin anlamıştı.

s.60

Kahramanımız kendisini küçük hırsız olarak nitelendirmesi, toplumda kendisini bir yere konumlandıramamış olmasının neticesiydi. Yer yer politik göndermeler kahramanın söylemlerinden aktarılsa da aslında sorunun sistemin bir sorunu olduğunu anlamaktayız. Fatih’in sitem dolu sözleri aslında mevcut sistemin bozukluğuna işaret ederken, yaptığının yanlış bir şey olduğunun her ne kadar farkında olsa da, büyük hırsızlar olarak belirttiklerinin yanında kendisinin masum sayılabileceğini söylemek istemektedir.

…Hırsız da olsam bir kalp taşıyordum ve katil ruhlu bir insan değildim. Hırsızdım. Ne olursa olsun felsefemde asla fiziki olarak insan incitmek yoktu. En azından insanların vücuduna zarar vermiyordum, cana geleceğine mala gelsin demiyorlar mıydı? Ben de aynen onu yapıyordum. Sadece paralarını ve altınlarını alıyordum… Başkaları gibi, her şeyi kılıfına uydurup ense büyütmüyordum. Onun için toplumda itibarım zayıftı. Büyük büyük çalanlar insanlar gibi değerli değildim ama kesinlikle daha vicdanlıydım. Yine de denizin kabul etmeyip kıyıya attığı bir çöp gibiydim toplumda. Dışlanan biriyim, oysa ense büyütenler benden milyonlarca kat daha fazla çalıyorlardı. Ona karşın benden ve herkesten çok daha fazla itibarlı insanlardı… Ben ufak ve düzensiz çalan biriyim, gördüğüm evde kısmetime ne çıkarsa razıydım. Onlar ise kısmetin çok ötesine… Eee hortumcu veya kulağa daha hoş gelen başka sıfatları boşuna takmıyor bu toplum. Çünkü herkesin ruhu hırsızdır ve büyük çalanlar, toplumda daima takdir ve saygıya değerdir. Toplum, yalnızca küçük hırsızlıkları bayağı bulur.

s.79

Aşk ve tutkunun, macera ve heyecanla harmanlandığı, şok edici bir sonun trajik durumunu hissedeceğiniz bu roman, Deniz Mavisu’nun kaleminden tüm edebiyat severlere bir armağandır. Bir sanat eseri yaratmak, tüm zorluğuna rağmen büyük bir ciddiyetle bu işe koyulmak çetin bir süreçtir. ‘Beşinci Sanat’ olarak, Yazar Deniz Mavisu’yu tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

Yayınevi : Babek yayınları

Sayfa Sayısı :253

Cilt Tipi : Karton Kapak

Kağıt Cinsi : Kitap Kağıdı

Boyut : 13.5 x 19.5 cm

Enver Karahan

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir